Okurların paylaştığı yazılar, yorumlar...

 

Bir yazar için en önemli yol göstericilerden biridir okurunun yorumu. Kağıda döktüklerinin, okurunun zihninde nasıl şekillendiğini görmek, yazara belki kendinin de fark etmediği pek çok kapı açar. Aralanan yeni kapıların ardındaki yolları keşfetmek için... 

Bazı filmlerde gördüğümüze benzer bir konu olmasına rağmen anlatımdaki etkileyicilik, yalınlık  kitabı elimden bırakmadan okumama sebep oldu.

 Kitabı çok sevdim ve tavsiye ettiğim kitapların arasında kendisi. Yazarımıza da kaleminize sağlık diyorum. Son olarak yazımı kitaptan bir alıntı ile bitirmek istiyorum:

"Benim içinse üzülmenize gerek yok. Çünkü ışığım ben... Belki çok geç yanan sokak lambası...."

Barış Çağrı Genç, son dönem adını sıkça duyduğumuz genç öykücülerimizden. Ayraç sever okurlarının ayraçlarına veda etmelerini sağlayacak kadar da akıcı bir dili var.

Yaşadığımız dünyaya seyirci kalmamak ve dürbünümüzün açısını değiştirip biraz olsun empati yapmak için öykü okuyun, Barış Çağrı Genç’in ‘Fotoğraflar’ isimli öykü kitabını mutlaka okuyun.

"İçindeyim" / Barış Çağrı Genç

 

 

Bu kadar başarılı, iyi yazılmış, fantastik, düşündüren, duygulandıran, şaşırtan bir kitap az bulunur.

 

 

Türk Edebiyatı çok başarılı bir yazar kazanıyor.

 

Bu kitabı bitirir bitirmez yazamadım bendeki izlerini. Önce biraz demlenmesi gerekiyordu çünkü. Anne olarak hissettirdikleri, eğitimci olarak hissettirdikleri, kadın olarak hissettirdikleri, insan olarak hissettirdikleri... İyi yazılmış kitaplar okudukça onları size anlatmak daha da zorlaşıyor. Kurduğum cümleleri beğenmez oluyorum artık. Daha dikkatli seçip kelimelerimi daha özenle yazamaya çalışıyorum.

 

"Kısacık öykülerle dan dan kafamıza vuran yazar" diye bi gerçek var. Barış Çağrı Genç de onlardan biri...

 

Beni kitaplığımda bekleyen "İçindeyim" ile güzel bir dönüş yaptım roman dünyasına. Okuduktan sonra, neden bu kadar bekletmişim hayıflanmamı tabii ki yaptım.

 

Aslında hiç unutmamamız gereken duygu, düşünce, değer yargılarını hatırlattı kitap. Sayfadan sayfaya geçerken, insani olguların aslında küçük küçük noktalarda olduğunu görmek sizi biraz sızlatıyor.

 

Kitap öyle bir karmaşanın içinde bırakarak başladı ki meraktan ölerek okudum. Hatta o merak son sayfaya kadar bitmedi.

 

Gerçekliği çok yüksek bir fantastik roman. Etkisini hâlâ üzerimden atamadım. Bazı karakterleri bulup hayatlarına dokunmak isterdim.

 

Bunca şey hissettirdiği için minnettarım Barış Çağrı Genç'e. Kalemine sağlık. Ne yazsa okuyacağım bir yazar daha kazandım.

 

"Radde" / B. Çağrı Genç, Cemil Kavukçu

 

Bir yazarın bütün kitaplarını okuduğumda mutlu oluyorum. Bu kitap da Barış Çağrı Genç yenisini yazana kadar okuduğum son kitap olacak.

 

Cemil Kavukçu’nun hikâyeleri ne kadar muhteşemse Barış Çağrı Genç’in kitapta da yazıldığı üzere bu işin başında olduğuna inanmak o derece zor. Ben daha ilk romanı İçindeyim’i okuduğumda yaptığım yorumda, ilk romanı olduğuna inanmak zor demiştim. Barış Çağrı Genç kelimeleri özenle seçiyor ve karamsarlığı çok güzel betimliyor. 

"Fotoğraflar" / Barış Çağrı Genç

 

Barış Çağrı Genç’in “Fotoğraflar”ı bir öykü kitabı. Birbirinden asla bağımsız olamayacak kadar sıkı on kısımdan oluşuyor.

 

“Gölgeler Uzarken” adlı kısmı okuduğunuzda kendinizi, savaşın tam ortasında her an heyecandan durmak üzere olan kalbinize bir kaleşnikof mermisi isabet edecekmiş gibi ve kahrolası paletli tankların yegane dostunuz olduğunu hissedecek kadar kaptırırsınız.

Bir Delilik Hâlinin Fotoğrafı: Barış Çağrı Genç’ten Fotoğraflar

 

Fotoğraflar kitabı görme eylemi ve sözcükler arasındaki ilişkiyi yorumlayışımıza yeni bir boyut getiriyor. Okudukça “ben bu fotoğrafı görmüştüm galiba” sanrısına kapılan okurun yardımına koşacak bir fotoğraf sayfalar arasında yok. Kendi gördüklerini on öyküyle anlatan yazar, okurunun zihninde adeta sözcüklerle fotoğraflar oluşturuyor

 
İyi olduğunu bilerek aldığım Fotoğraflar, beni yanıltmadı. İsmiyle bile bende merak uyandıran, kapak tasarımı ile merakımı artıran kitap inceliğine rağmen okurken bizlerde harika bir tat bırakıyor.
 

 

Bir öykü okumak için başladığım satırlar, öykülerin akıcı ve etkileyici dili ve birbirine bağlantısı ile birbirinin peşi sıra geldi ve kitap bitiverdi daha başlandığı günde.

 

Beklemediğim yerden yakalamıştı kitap beni. Fotoğraflar arasında biraz nostaljik biraz hüzünlü bir yolculuk yapacağımı düşünürken bir savaşın ortasında buluverdim kendimi. Nostaljik diyemesem de hüzünlü, bazen öfkelendiren, çokça da baktığımın ötesinde dünyaları bana hatırlatan bir okuma deneyimiydi. Ve kitap boyunca sadece tek bir fotoğrafa baktım aslında.

 

 

Bir filmi, bir o kameradan bir de diğer kameranın açısı ile izlediğinizi düşünün ve bu film Irak’ta geçsin. Yaşananlar hem Amerikan askerleri hem de Irak vatandaşlarının bakış açılarıyla anlatılsın. Nefesimi tutarak, zaman zaman da gözlerim dolarak okuduğum bu kitabı ciddi anlamda tavsiye ediyorum. Özellikle iki öyküsü beni derinden etkiledi, birisi Grilenirken Ufuk diğeri de Anneler Tanır Oğullarını.

 

 

Kendisi ince etkisi ağır kitaplardan birisi Fotoğraflar.

 

 

Fotoğraflar; empati yeteneğinin oldukça gelişmiş olduğunu İçindeyim kitabıyla okurlarına kanıtlayan, akıcı kalemiyle okurlarına ayraç kullanma fırsatı tanımayan Barış Çağrı Genç'in; bizi Irak savaşının tam ortasına götürdüğü, savaş fotoğrafçılarının, askerlerin, asker ailelerinin, savaş mağduru minik bedenlerin ve ailelerinin yaşadıklarını ürpererek hissedeceğiniz harika bir öykü kitabı.

 

Her bir sayfası insanın yüzüne görmezden geldiğimiz savaş gerçeklerini tokat gibi çarpan kitabın beni en çok etkileyen bölümleri Deklanşör ve Anneler Tanır Oğullarını'ydı.
 

 

 

İçinden çıkamadığım roman 

 

Küçümsediğiniz insanların da bir hayatı olduğunu, zorluklarla yaşadıklarını, bunlardan biri olduğunuzda nelerle karşılaşacabileceğinizi net görünüyorsunuz. Babannemin hep söylediği gibi bu roman ”yaşa ki göresin” olarak özetlenebilir benim dilimde.

 

Bu roman hiç şüphesiz uzun zamandır okuduğum en sürükleyici romanlardan biriydi.

 

 

 

Gerçekten fantastik bir macera. Konu oldukça enteresan. 


Kahramanımız Selim berbere gidip her traş oluşunda kendini başka birinin bedeninin içinde buluyor.

 

Kısacası bana kalırsa mutlaka okunması gereken ilginç bir kitap.

 

 

 

 

Biz… Kendi hayat koşuşturmacamızda yaşamımızın anlamını unutmuş, daha iyi bir iş, daha iyi bir unvan, daha iyi bir maaş için koşuşturan, yemek saatleri, arkadaş grupları, gittiği yerler, yediği şeyler belli, dokunduğunda hissetmeyen, tattığında lezzetlenmeyen, etrafına karşı duyarsızlaşmış biz, bizler…

 

 

Yüreğimize dokunmadan geçen zamanlarımız, işlerimiz yüzünden aksattığımız aile yaşantılarımız, sokakta gördüklerimize karşı duyarsızlığımız…

 

 

 

Bir hastane odasında yaşanan kaosun ortasında yüksek temposuyla başlayan roman, Selim'in iki yaka arasında farklı bedenlere savrulup kendini bulma macerasını anlatıyor. Size ait olmayan bir bedene bürünmek hayalini ömrü hayatında bir kere kurmayanımız yoktur, ya uzun boylu birinin suretine bürünmenin hayalini kurmuşuzdur ya da daha güzel dediklerimizin... Peki hiç engelli birinin bedenine hapsolmuş bir ruh olduğunuzu düşündünüz mü?

 

Not: Kitabı okurken sıcak içeceklerinizi termos özellikli bardaklarda muhafaza etmeniz önerilir.

 

 

 

Karakterimiz, sıradan bir insan ancak aldığı özellikle birlikte olaylara bakış açısı da değişiyor. Geçmiş yaşamında yaptığı yanlışlıkları ve doğru olduğunu düşündüğü işleri sorguluyor. Oldukça yardımsever bir karakter Selim, içine girdiği Muzaffer'in hayatı düzeltmeye çalışıyor. Kardeşi Zeynep ile ilgileniyor. Ama bunlara rağmen Selim iyilik meleği değil, gıcık olduğu kişiden intikam almayı da düşünmüyor değil.

 

İnsanı yormayan sade, hızlı okunan ve yeri geldiğinde güldüren harika bir dili var. 

 

 

İçindeyim, su gibi akıp, giden çok keyifli bir roman. Sürekli yeni bir bedene girerek, o bedenin hayatını yaşamaya başlayan Selim’in macerası. Kitabı bu macera nasıl sonlanacak, Selim kendi bedenine dönebilecek mi, nasıl dönecek gibi sorularla fantastik bir roman olarak okuyorsunuz. Ama roman sadece fantastik bir macera romanı değil. Alt metninde bizleri düşündüren, hayatımızı, kendimizi sorgulamamıza neden olan çok önemli tespitler var. Bu alt metni okumaya başladığınız zaman romanın derinliği de artıyor.

 

 

 

Genç bir yazarın ilk romanını okumak beni hep heyecanlandırmıştır. Ancak İçindeyim’in yazarın ilk romanı olduğuna inanmam zor çünkü içindeki cümleler, romanın kurgusu ve akıcılığı sanki yılların tecrübesini barındırıyordu.

 

 

Selim’in başka insanların bedenlerine girerek kısa sürelerle onların hayatını yaşaması ve yolunda gitmeyen birçok şeye müdahalede bulunması ve onların iyi hayatlar yaşamalarına sebep olmaya çalışması bu arada kendi monoton hayatının aynı bıraktığı şekilde devam ediyor olması güzel bir ironiydi. 

 

 

 

Okumaya başladığınız an kitabın sizi kavradığını, kendi yarattığı denizinin derinliklerine çektiğini, inişli yokuşlu bir dünyada, kimi güneşin ısıtan ışıkları altında, kimi karanlık, gizemli dehlizlerinde bir yolculuğa başladığınızı görecek, kendinizi alamayacaksınız. Ve ilk sayfadan başlayarak elinizden bırakamayacak, kısa süre sonunda (buna bir solukta demeli) kendinizi kitabın son sayfalarında bulacaksınız. Kitabı okurken, bir yandan bir an önce kitabın son sayfalarına ulaşarak, bu öykünün nereye varacağını, neyle sonuçlanacağını öğrenmek isteği, öte yandan kitabın bitmesinden duyduğunuz üzüntü sizi bir ikilemde bırakacak.

 

 

 

Başlangıçta biraz ürkütücü, biraz karmaşık ama neticede bir an bile elimden bırakmak istemeyecek kadar beni kendine bağlayan bir kitap ... Akıcı anlatımı ile sayfaların nasıl tükendiğini anlamadan bitiyor.

Konusu da bir o kadar ilginç ... Özellikle fantastik edebiyat severlerin ilgisini çekebilecek bir kitap. İçindeyim, sizleri bir ruhun başka bedenlerindeki yolculuğuyla sürükleyecek.... Kahramanımız Selim Mert DURU'nun, ruhu başka insanların bedenlerinde gezinirken yaşadığı ruh durumunu doktor Türkan ile paylaşmasına tanıklık edeceksiniz.

 

 

 
Hepimiz bir günlüğüne bir başkasının yerine geçmek istemişizdir. Bir günlüğüne çok zengin bir iş veren olsam, onlar gibi insanlara dağların arkasından kafa uzatarak bakıp paranın kölesi olduğunun farkına varmadan arabanın arka koltuğundan inermiydim? Peki o dileğiniz uyandığınızda gerçek olmuş olsa. O beden intiharın eşine gelmiş bir baba, sakat bir dilenci olsa ne yapardınız? 

 

Barış Çağrı Genç tarifsiz bir empatiyle öyle bir anlatmışki akıllara zarar.

 

 

 
 

Henüz yeni bitirdiğim fantastik romanlardan biri: İçindeyim. Arka kapak yazısının hakkını vermiş yazar: ”Fantastik ve belki de bitmesini hiç istemeyeceğiniz bir maceraya sürükleyecek…” derken.

Hakikaten de öyle oldu kitaba başlayıp mola verdiğimde 70 küsür sayfayı okumuştum. Acaba sonraki sayfalarda nasıl gelişti olaylar diye merak uyandırdı. İkinci güne ise kitabı tamamlamış oldum. 

 

Fantastik, Psikolojik, Bir O Kadar da Gerçek Roman "İçindeyim"

 

İnsandan daha insan olduğu gibi, herkesten daha çok bu dünyaya aitti. Karakterleri alt komşumuz, patronumuz, dün gece bindiğimiz taksinin şoförü, pizza siparişimizi getiren kurye, aile hekimimiz, ilkokul öğretmenimiz ya da biz… Mekanları, her gün söylenerek geçtiğimiz yollar, her sokağıyla caddesiyle, tam da bu şehir! Fantastik bir durumun bize sunduğu sonsuz psikolojiyle örülü bir roman…